TANRI VARSA HER ŞEY MÜBAHTIR!

 



Ders Notları • Olanla olması gerekenin arasındayız, felsefenin tam da konuşabileceği zaman. • “Tanrı yoksa her şey mubahtır.” – Dostoyevski • Yüceltme her zaman ustan uzaklaşma demektir. • Yüceltmelerin ve aşağılamaların olduğu yerde us yoktur. • Bütün yüceltme mekanizmalarının dayandığı ide tanrı olarak adlandırılabilir. • Yüceltebileceğimiz ve uğruna her “haltı” işlemeyi kendimizde hak görebileceğimiz çok yüksek değerlerimiz varsa o zaman her şey mubahtır. • Tanrının/kutsalın/dinin (bütün yüceltme nesnelerinin) kullanıldığı yerde büyük bir aldatma vardır. • “tanrı yoksa her şey mubahtır” sözü, tanrının varlığına yönelik bir talep de içeriyor. Kurtarıcı, ümit verici ve sıradan bilinçler için teselli edici… • Türkiye’de artık medya yok. Her şey YouTube’da dönüyor. Artık sistemin ana mecrasından uzağız. Gazeteler ne yazıyor okumuyoruz. TV’ler ne anlatıyor dinlemiyoruz. Eğer duymamız gereken ciddi şeyler varsa bunu YouTube’da üç-beş gazetecinin yaptığı haberlerden duyuyoruz. Ana akım medya her şeyi susturmak üzere, hiçbir şeyin konuşulmasını istemiyor. Büyük bir karartma yaşıyoruz. • Olanı konuşabilmek için zihnimizde bir olması gerekenin olması lazım. Olması gerekene dayanmadan, olan hakkında konuşamayız. “olan”da hep bir zorunluluk vardır. “Olan” daha çok doğa bilimlerinin alanıdır, “olması gereken” toplum bilimlerinin (siyaset, ahlak, hukuk) alanıdır. • Stoacılıkta “olan” daima bir olması gerekeni içerir. Doğa hakkında incelemeler, sürekli doğadan bir ahlakî sonuçlar çıkarmak içindir. Stoacı felsefede hep olması gerekenin saklı olduğu bir “olan” vardır. Doğa daima kendisinden toplumla ilgili yasalar çıkarılabilecek bir yerdir. • “tanrı varsa” demek, “değişmez yasalar/zorunluluklar varsa” demektir. • “tanrı yoksa” demek, “yasa yoksa” demektir. Yasa, zorunlu bağlantılar (nedensellik ilişkisi) demektir. Yasa yoksa her şey mubahtır. • “tanrı yoksa” demek aynı zamanda “hukuk yoksa” demektir. Haklar ve hukuk varsa her şey mubah olamaz. Seni engelleyecek vasıtalar vardır. • Cebir, (herhangi bir yasanın uygulanabilmesi için) yasa ihlal edildiğinde bunu cezalandıracak güçtür. • Hukukun, yasanın ve hatta cebrin çalışabilmesi için arkada siyasi bir irade olması lazımdır. Siyasi irade olmadan hukuk işe yaramaz. Hukuk her zaman siyasi iradenin hizmetçisidir. Tek başına yasa, edebiyattır. • Polis gücün, hapishanelerin, cezalandırma mekanizmaların yoksa mahkemenin verdiği karar neye yarar? • Tanrı hiçbir yasadan mesul değildir. Bazılarına göre tanrı kendi koyduğu yasalara bile uymak zorunda değildir. Ancak bazı inanışlara göre tanrı ussal yasalarla sınırlıdır. Tanrı 2x2’yi 5 yapamaz. • Siyasi irade, devlet iradesi demektir. Ortak irade varsa siyasi irade olur. Ortak iradenin ortaya çıkabilmesi için ortak tin’in olması lazımdır. Bu ortak tin’e kabaca kültür diyebiliriz. Bu kültür, ortak vicdan/kamu vicdanıdır. • Epikürcülere göre tanrı vardır ancak insanların işine karışmaz. • Filistinliler hiçbir zaman Arap dünyasının umurunda olmamıştır. Filistinlilerin Arap olup olmadıkları tartışmalıdır. • Çiçek yetiştirmek için; toprak, su ve güneş varsa bunun için umut edebilirsin. • 40 yıl sigara içip sağlıklı olmayı beklemek temennidir, umut değildir. • İnsan bilinci doğayı ve toplumu araştırırken iki ayrı entite karşısında olduğunu biliyordu: Doğada zorunluluk vardı. • Bilimin konusu olan, dinin konusu olması gerekendir. • Felsefe siyasetten anlamaz çünkü filozoflar siyaset için gerekli zekadan/kavrama gücünden yoksundurlar. Siyaset daima durmadan değişen tikelin yorumuna dayanır, bilim adamaları ise değişmezliğin, sürekliliğin peşindedir. • Siyasette her zaman dün dündür, bugün bugündür. • Siyasette ne büyük hataların biri, önemli mevkilere gelenlerin kendini vazgeçilmez sanmasıdır. • Siyasette oyunun değişmeyen kuralları yoktur. • Doğada süreklilik ve zorunluluk hakikidir ama toplumsal alanda her şey değişir. Biz toplumsal alanda değişmez yasalar bulmak isteriz. • Doğada bulunan zorunluluklar iradi alanda bu kadar bulunamıyor. Su testisi her zaman suyolunda kırılmıyor. • Gençler siyasete yetersizdirler. • “Gençlere siyaset dersi verilmez çünkü siyaset zihinsel bir ders değildir, deneyime dayanır. Gençler de deneyimden yoksun oldukları için bu dersi anlayamazlar.” – Aristoteles • Modern siyasetin babası Machiavelli’dir. • Siyaseti siyat kılan şey, siyasetin ahlkatan özerk olduğunun ortaya çıkmasıdır. • Siyaset kendi içinde öyle bir mekanizmadır ki hiçbir ahlakî ve hukukî kural dinlemez. • Gücün ahlakı olmaz. Gücün riayet edeceği kurallar olabilir ama bu kurallar zorunu kurallar değil uzlaşımlar kurallardır. • “Sakın cömert olma ama cömert görün” – Machiavelli • Bir asker merhametli görünmemeli. Caydırıcı olabilmeleri için kural tanımamaları lazım yoksa başarılı olamazlar. • “Tanrı yoksa her şey mubahtır” demek, bazı şeylerin mubah olmaması için tanrının varlığını varsaymak zorundayız demektir. • Her şey burada karşılığını görseydi öte dünyada bir tanrısal mahkeme hayal etmeye gerek kalmazdı. Öte dünya inancı, bu dünyadaki adaletsizliğin öte dünyada giderileceği umududur. • Hiçbir doğa bilimci toplumda olup bitenler hakkında konuşamaz. • Siyasetin kaotik bir zemini vardır. Ahlak ve hukuka uymaz ama uyuyor gibi görünmek zorundadır. • İslam dünyası olağanüstü halde hiçbir kural tanımamıştır. (kolların ve bacakların çaprazlama kesilmesinden söz eden ayetler vardır ve bunlar uygulanmıştır.) • Ulema iki yasanın var olduğunu kabul etmiştir: 1- Şeriat (evlenme-boşanma-miras): Siyasal suçlarda şeriat işe yaramazdı. 2- Yasa: Siyasi irade bu yasa ile rakiplerine her türlü zulmü yaptı. (kazığa oturtma, gözleri oyma ilh.) Eğer devlet tehlikedeyse, bir varlık-yokluk savaşı başlamışsa (sıkıyönetim/olağanüstü hal) hukukun askıya alınması gündeme gelebilir. • İslam hukukunun en zayıf taraflarından biri “üst mahkeme” kavramının olmamasıdır. • Olağanüstü hallerde yasa, hukuk, ahlak olmaz. • Siyaset, normal koşullarda yapmakta zorlandığı şeyleri yapabilmek istiyorsa toplumu sürekli olağanüstü hal durumunda tutar. Toplumu olağanüstü ha durumunda tuttuğu sürece oyunun kurallarını istediği gibi değiştirebilirler. Tanrı da olağanüstü cezalandırmalarda (tufan, deprem, taş yağdırma) kılı kırk yaramıyor. • Doğuda siyasetin dışında tanrıyı algılayamazsınız. Tanrının faaliyette bulunduğu alan daha çok doğa değil toplumdur. • İslam felsefesinde filozof doğal düzeni anlamaya çalışan biri olarak toplumsal kural koyamıyordu. • Dini söylem tümüyle sosyo-politiktir. • “Amacın olduğu yerde talih olmaz.” –Aristoteles • Machiavelli bütün siyasetini iki terim üzerine oturtur: Talih ve Beceri. • Talih ile beceri arasındaki ilişki, siyasetteki başarı ve başarısızlığı belirler. • Siyasette duygusallık ve kişisellik daima kaybetmek zorundadır. Beceri bu tür zayıflıklardan uzak duranların harcıdır. • Örgütlü akıllar karşısında kişisel beceriler hiçbir işe yaramaz. • Devletin imanı arttıkça aklı azalır. Devlet yönetme sanatı daima koşulların yenilendiği ve duygusallığa, kişiselliğe asla yer verilmediği bir siyaset yapmayı gerekli kılar. • Mafyada asla örgütlü akıl olmaz. Mafya daima duygusaldır, kişisel gerekçelerle hareket eder. • Türkiye’de hedefler daima kişiseldir çünkü örgütlü akıl da örgütlü aklı oluşumuna izin verecek ortam da yoktur. • İbn Haldun’a göre siyasette ve savaşta başarı sebeplere bağlanır. Savaşta at sayısı, asker sayısı ilh. Bunlara esbab-ı zahire (görünen nedenler) denir. Bir de esbab-ı maneviye (görünmeyen nedenler) vardır: istihbarat gibi. Koşullar yalnızca görünen nedenlere göre karşılaştırılmaz. Öneri Eser: • Seneca: Doğa Araştırmaları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hangi Filmleri İzlemeliyim? Sinema Sanatına Giriş

Bir Hakikat Söylemi Olarak "Yalan"

Hakikat ile Hurafenin farkı ne?