NE YAPMALI, NASIL YAPMALI? (Hayat Dersleri 3)
• Tanrı ile yapılan hesaplaşmaların çoğu baba ile yapılamayan hesaplaşmalardır. Din bir düşünme meselesi değildir, hiçbir zaman olmamıştır.
• Din ile ilgili problemlerin tamamı psikolojiktir. İçlerinde asla düşünsel bir şey yoktur. Bu da aile ile alakalıdır.
• Kimlik seçimlerinde kişilik problemleri etkilidir.
• Baba sorunu olan insanların lider sorunu vardır.
• Doğuda insanlar arzularını başkaları üzerinden ifade eder. Kendi adına bir şey istemek sanki utanılacak bir şeymiş gibi algılanır.
• Sufilerin özelliği dini olmayan manaları dini ifadelerle anlatmalarıdır. Evrensel olanı yerel kıyafetlerle sunarlar. Güçleri ve etkileyicilikleri buradan gelir.
• İyi yaşam, sahip olduğumuz yeteneklerimizi yükselttiğimiz takdirde ulaşabileceğimiz bir şeydir. Zihinsel yeteneklerimizi geliştirmediğimiz takdirde iyi yaşama ulaşamayız.
• İnsanın özbilinç kazanması konusunda takip emesi gereken tek yol felsefedir.
• İnsanın elinde aklından başka hiçbir yüksek değer yoktur.
• İnsan aklının kendi yaşamını aydınlatmaya ve açıklamaya yeterli olduğuna inanıyorum. Bunun da tek yolu felsefedir çünkü dinin açıklama, bilimin anlamlandırma yeteneği yoktur. Felsefe, sanatla da iş tutarak anlamlandırma ve açıklama gereksinimini doyurur, buna yetkindir.
• Felsefe en başından beri kaçınılmaz olarak devlet ve toplumla bir çatışma halinde olacaktır. Toplum ve devlet olmanın zorunlu sonuçları felsefenin talepleriyle çatışır. Felsefe bizden ne kadar birey olmamızı istiyorsa, toplum ve devlet bunun önüne geçecektir. Bizim kullanılabilir olmamız için bireyselleşme sürecimizin engellenmesi gerekir.
• Felsefeyle devlet ve felsefeyle toplum arasındaki çatışma hiç bitmez ve daima felsefenin taleplerini dillendirenler cezalandırılmak istenir. Sokrates bunun çok tipik bir örneğidir. Sokrates figürü – eğer doğru yorumlarsanız- çok evrensel bir karakterdir.
• Sokrates’i ölüme götüren iki suçlama:
1- Dinsiz olması (Atina şehrinin tanrılarına inanmıyor ve yabancı tanrılar getiriyor.)
2- Atina’nın gençlerini yoldan çıkarıyor.
• Dinsizlik suçlamasının Sokrates ile doğrudan hiçbir alakası yoktur. Anaksagoras ile alakalıdır. Anaksagoras dinsizlik suçlamasıyla yargılanmıştır. İdama mahkum edileceği anlaşıldığında talebesi ve dostu Perikles ona yurt dışına çıkmasını söylemiştir. Yurtdışında ölmüştür. Aslen İzmir Değirmenderelidir.
• Gençleri yoldan çıkarmak sofistlerle ilgili bir suçlamadır. Protogoras ile alakalıdır.
• Atina teokratik bir devlettir. Demokratik devletler biraz da teokratiktir çünkü halkın değerlerine dayanırlar. Halkın değerleri de inançlardır. Oysa halkın inançları en sıradan olanın inançlarıdır.
• Dinde bir şeyin değerli olması için gerçek olması gerekmez. Aksine bir şey ne kadar az gerçekse o kadar değerlidir.
• “ben böyle düşünmüyorum” dedikçe yalnızlaşırsınız.
• Bir ailenin çocuğu için yapabileceği en iyi şey, en az bilgiyi en çok görgüyü vermektir.
• Felsefeyi bilimsel bir faaliyet olarak görmüyorum. Felsefenin akademik kısmıyla uğraşanlarının çoğunun felsefeyle irtibatı yoktur. Felsefe akademisyenlerinin çoğunun yaşamında felsefe görünmez. Hatta zihinlerinde bile felsefe yoktur. Çoğu felsefe tarihçisidir, uzmandırlar. Ben felsefeyi bir görgü meselesi olarak görüyorum. Felsefe ile ilgilenmek entelektüel olarak insanın zihnine yatırım yaptığının alametidir.
• Tasavvufla ilgilenmek dindarlıkta bir görgü meselesidir. Şehirli dindarların hepsi mistik/tasavvufi bir eğilime sahiptirler.
• İrfan, kültür ve görgü demektir.
• Sokrates’in dinsizlikle suçlanmasını, toplumunun genel kanılarının eleştirisi olarak yorumluyorum.
• Sürü, haysiyet sahibi insanları kibirli görür.
• İçinde bulunduğumuz çağ 30 yaşından önce evliliği taşıyamaz.
• Büyük yoksunluklar büyük tutkular doğurur.
• “zirvelerin uçurumları derin olur.” – Cemil Meriç
• “yaşayan yaratamaz; yaratan yaşayamaz.” – Cemil Meriç
• Değerli bir şeyini kaybetmedikçe irfan sahibi olamazsın.
• Bu yolda büyük tutkuların elde edilebilmesi için büyük kayıpların olması lazımdır.
• Tutku insana daima bir telafi mekanizması olarak hediye edilir.
• Dürüst olmamanın en iyi saklandığı yerler bu tür (vatan/millet/sakarya) büyük dürüstlüklerdir.
• Mecnun’dan koca olmaz. Mecnunluk çölde helak olmak içindir.
• Ahlak benim seninle olan ilişkimde söz konusu olur. İrfan benim benimle olan ilişkimle ortaya çıkar. Benim benimle olan ilişkim, benim seninle olan ilişkimden daha belirleyicidir. Dolayısıyla irfan daha özseldir ve genel ahlakla çelişebilir.
• Hakikate tahammül, hakikati savunduğumuz için bize yapılacak eziyetlere tahammülmüş gibi sunulur. Bu çok aptalcadır. Hakikate tahammül, hakikatin kendisine olan tahammüldür. Hakikat bize kendimizi çok iyi hissettirecek bir şey değildir. Hakikati bilmek, kanser olduğunu öğrenmen gibi bir şeydir.
• Felsefe varoluşsal bir etkinliktir. Yaşamın bir kısmını değil bütününü ilgilendiren bir tavır alıştır.
• Sorunları psikolojik, sosyolojik, toplumsal, siyasal, bireysel, dinsel olarak ele alabilirsiniz ama bunların hiçbiri o sorunların varoluşsal yanını örtmemelidir. Sorunların konuşulması en zor olan yanı burasıdır. Ahlak burada bütün geçerliliğini yitirir.
• Hakikat arayışı, olup-biteni bütün çıplaklığıyla kavrama azmi, şanslıysanız yaşamınızın bir evresinde emeğinize ve kapasitenize uygun olarak belki onu tül perdenin ardından hafifçe görebilirsiniz. Ancak sonrasında hakikatle kurduğunuz bu teması taşıyıp onunla yüzleşebilir misiniz? İşin zor tarafı ve felsefenin geniş kitlelere önerilemeyecek olmasının nedeni budur.
Öneri Eserler:
• Ahmet Arslan – Bir Ömür Düşünmek
• Leo Strauss – Savunma
• Ksenophon – Sokrates’ten Anılar
Yorumlar
Yorum Gönder