Çok Eşlilik, Kösnül Bilinç ve Erdem
Ders Notları
• Yıllarca güncelden uzak durmaya çalışan biri olarak hep kendi gündemimim takip ettim. Dışarda ne olup-bittiği beni ilgilendirmedi. Bunun olumlu ve olumsuz tarafları var ama insanın kendi çağıyla eşzamanlı olarak hareket edememesinin patolojik sorunları da var. • Düşünmek esas itibariyle üzerine düşünülecek konudaki kategorik kapanmaları çözmek demektir. • Kuşku yoksa (konuşan adam size ezeli-ebedi hakikatler aktarıyorsa) orada düşünce yoktur, bildiri vardır. • Çok eşliliğe “taadüd-ü zevcat” denir. • Bizim gibi biraz modernleşmiş toplumlarda dinsel kurumlar ve inançlar akıl almaz derecede büyük çelişkiler ve ikiyüzlülükler üretiyor. • İnsanlar kendi özel yaşamlarını dindar bir biçimde, kendi inanç kurallarına uyarak düzenleme ve yaşama özgürlüğüne sahip olmalı. Ancak burada düşünülmesi gereken şey şudur, bu dinlerin ne ibadetleri ne kuralları (emir ve yasakları) evrensel bir değer taşır. Bunların hepsi sadece inançlarına bağlı olan insanlar için hakikat değeri taşır. Toplumun bu inançlara sahip olamayan büyük çoğunluğu bunlardan uzak durur ama dinler ve dindarlar kendi inançlarını herkes için geçerli olabilecek ölçekte kavramaya eğilimlidirler, böyle bir yanılsama içerisindedirler. (başörtülü bir kadın için bir kadının başını açması anlaşılabilir gibi değildir.) • Namaz kılan biri ibadetinin istisnai olduğunu dikkate almaz. Kendisinin merkezde olduğunu kabul eder. Duygusal ve psikolojik olarak bu böyledir ama hukuki olarak böyle olmaz. O yüzden modern devletler, dindarlara kendi inançlarını kendi ölçeklerinde yaşamalarına izin verir ama bu ölçeği başkalarına dayatmalarına, başkalarını suçlamalarına izin vermez. • Ulema kesinlikle sınanamaya elverişli bir tutarlılığı gözetmez. Dindar bilincin böyle bir yeterliliği yoktur. Ulemanın düşünme biçimi daima çelişkinin üzerini örtmeye yöneliktir. Tabuları vardır ve bunların hiçbiri ussal değildir. Bunları ussalmış gibi sunmak zorundalardır. O yüzden dindar bilinç (ulema sınıfı) nesnel/objektif akıl yürütmeyi, analitik çözümlemeyi bilmez, yapamaz. • Kur’an hakkında konuşan dindar bilincin, iman ettiği bir kitap hakkında konuştuğunu dikkate almak gerekir. Oradaki bütün problemleri bu temel aksiyoma zarar vermeden çözmek zorundadır. Bu aksiyomlara kuşku düşürebilecek sorgulama biçimi baştan oto-sansürle yok edilir. • Türkiye’de diğer İslam ülkelerine nisbetle İslam’ın daha sahici anlamda gözden geçirilmesi güçleşmiştir çünkü artık İslam’ı neyin temsil ettiği konusunda taraflarca bir ittifak yoktur. • Dindar bilinç yaptığı eylemleri aklamak için sürekli tarihsel örnekler bulunur. • Dindar bilinç yaşamındaki sorunları aşarken sürekli tarihsel verilere dayanır. (Peygamber-Sahabe dönemi vs.) Bu, davranışlarını ussal olarak eleştiriden geçirme yeteneği gelişmemiş sıradan bilincin davranışıdır. Toplumsal bilincin kabul edemeyeceği büyük hatalar olursa orada aklama işi zorlaşır. Bu sefer toplumu aklamak için bireyi yok ederler. Aklama mekanizması büyük olanı kurtarmaya çalışır. (Partiyi aklamak için birkaç bakan harcanır.) • Hayvanlarda “dişi” vardır, kadın insanın dişisi için kullanılır. İnsan düşünebilen bir canlıdır (genelde düşünmez ama düşünebilme yeteneği vardır, onu aktif hale getirebilir.) O yüzden bizim türümüzün dişisine “kadın” diyebiliyoruz. Dişiliği, onun insanlığının dışında bir kategori olarak zikrediyoruz. Kadınlık-erkeklik insanın özünü teşkil etmiyor. Kadın olsun erkek olsun insan insandır. Dolayısıyla biz kadını yine “insanda” konuşmak zorundayız. • Dinlerin tamamına yakını kadının aleyhinedir. Kadını insandan saymamak için ellerinden geleni yapmışlar ve başarılı da olmuşlardır. Tarihte kadın erkeğin değil, insanın karşıtıdır. Zeus insanı cezalandırmak için kadını yaratmıştır. • Sorun tanrıların da erkekler gibi düşünmesidir. • Tek tanrılı dinlerde melek denilen şeyler aslında çoktanrılı dinlerdeki tanrıçalardır. • Kendi çağınızla yüzleşmek çok zordur. Türkiye bunu devlet ve toplum düzeyinde yapamıyor, evrensel düşünemiyor. • İslam’da/Kur’an’da kadınla ilgili tasvirlerin arkasındaki bilinci çözümleyebilmek için içinde yaşadığımız modern bilinci çözümlemiş olmanız gerekir. • Marx’ı en çok yoran sorunlardan biri “Nereden başlayacağız?” sorusudur. • “İnsan anatomisini açıklamak için maymun anatomisine başvuramayız. Tam aksine, maymun anatomisini açıklamak için insan anatomisine başvurabiliriz.” –Marx. Gelişmiş örnekten hareketle gelişmemiş örnekler çözümlenebilir. İlahiyatçıların Türkiye’de bu konuları tartışma yetersizliğinin en önemli tarafı budur. Modern kadını, modern aileyi, modern toplumu analiz etmeye vakit ayırmıyorlar. • Kadın meselesine Kur’an’dan başlayamazsınız. Bu doğal ve tarihsel başlangıç için doğrudur ama ussal başlangıç değildir. • İçinde yaşadığımız çağın kadına bakışı biçimdir, madde geleneksel kadındır. Gelişmiş olanı ussal olanda aramak zorundayız. Maddeye değil öze bakmak zorundayız. • Dindar bilinç içinde yaşadığı çağı daima küçümser çünkü içinde yaşadığı çağ ve içinde yaşadığı çağın bilgisi sahip olduklarını gözden geçirmesini –ve belki de terk etmesini- isteyecektir ondan. • İnsan bilinci hiçbir dinden yardım almaksızın insanı özgür kılmayı başarmıştır. • Bütün semavi dinler köleci hukuku beslemiş, desteklemiş, yaşatmış ve sürdürmüştür. • İnsanlık tarihi açısından insanın tohum tarafına indikçe insanın daha ilkel yüzüyle karşılaşırsınız. Ne kadar aşağılanır aşağılansın insanın modern/çağdaş yanı daha gelişmiş yanıdır, bütün zavallılığına rağmen. • Bütün dinler kendi çağlarının kategorileriyle muhataplarına hitap eder. Ulema bunu ne kadar geliştirmeye çalışırsa çalışsın bu çok yetersiz düzeyde olmuştur. • İslam hukukçuları köleliği kaldırma erdemine ulaşamamışlardır. • Kur’an’a göre erkek ailenin reisidir. Kadınlar üzerinde hâkim güç erkektir. Modern toplumda erkeğin kadına hiçbir üstünlüğü yoktur. • Göçebe toplumlar soya dayalı olarak işi yürütürler. Günümüzde bu ilişki tarzı zayıflıyor. Bugün hala Suud rejimi soya dayalı olduğu için krallıkla yönetiliyor. • Soya dayalı siyaset Türkiye’de tutmaz. (Türkeş ve Erbakan’ın oğlu örneklerine bakınız.) • Bizde eğitim, bir ATM kadar havalimanı kadar insanın yontulmasına/eğitilmesine katkı sağlamıyor. Almanya’daki soydaşlarımızın biraz modernleşmeleri havalimanı deneyimine dayanır. • Modernleşmenin yolu modern kurumlara (stad, konser alanı) gitmektir. • Kadın-erkek karşıtlığı çok ciddi bir şekilde çözülecek ve ara sınıflar (eşcinsellik) ortaya çıkacak. • Modern erkek ve kadını doğru analiz edersek, geleneksel kadın ve erkeği daha iyi analiz ederiz. • Modern toplumu tanımlamak için üç kavramdan hareket edebilir: bireysellik, ussallık ve özgürlük. Bu alanlar kaçınılmaz olarak genişleyecektir. • Ussallık ilerledikçe us-dışılık direnç olarak ortaya çıkıyor. • Devletlerin güçleniyor gözükmesinin sebebi tehdidi çok derinden hissediyor olmalarıdır. • Modernleşmenin en büyük ölçülerinden biri çocuklarınıza kendi yaşam kalıplarınızı dayatamadığınız fark etmenizdir. • Kadın haysiyetinden dindarlığı adına vazgeçerse hastalanır. Hastalanmadıkça bu cinsiyet rejimini benimseyemez. • Tarihte kadın daima iğreti olandır. Merkezde olan daima erkek ve erkek bilincidir. • Vaad edilen cennet erkek bilincine göre biçimlenmiştir. • Mülkiyet ve cinsiyet rejimi erkeğin kendi iktidarını sürdürmesine hizmet edecek şekilde ortaya çıkı. Bütün dini inanışlar da buna göre şekillendi. Bütün dinlerin temel vardık sebebi değiştirmek değil muhafaza etmektir çünkü değişmekte istikrarsızlık ve problem vardır. • Bütün İslam mezhepleri erkeğin en çok dört kadın alabileceğine hükmetmiştir. Cariye hakkı sınırsızdır. • Kur’an’daki “beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın”(Nisa:3) ifadesi dilediğiniz kadar kadınla evlenebilirsiniz demektir. Peygamberin uygulaması da ayetin bu yorumunu destekliyor. İslam’da “dörde kadar” sınırlaması ulemanın zorlamasıyla ortaya çıkmıştır. Ulema kendince mü’minlerin lehine olduğunu düşündüğü yerde metni çarpıtmıştır. (oruç kefaretinin 61 gün olması da bu çarpıtmanın bir sonucudur. İnsanların orucu bozmasındaki cesaretini kırmak amacıyla yapılmıştır.) • Arapların zihninde kadın 2000 yıl öncesinde nerdeyse hala orada. • Arap için bir huri erkek için ne anlam ifade ediyorsa bir kadın onu ifade eder. Dini metinlerinde aile hukukuna ilişkin pasajlarda kadın aynı ekonomi-politiğin ürünüdür. • Erkek egemen toplumlarda kadın, ekonomik bağımsızlığını ve haysiyetini koruma hususunda çok büyük haksızlıklara uğramıştır. • Toplum dağılmaktan ve değişmekten korkuyor. O yüzden kendi çağıyla irtibat kurmaktan korkuyor. • İnsan birçok şeyinden vazgeçebilir ama haysiyetinden vazgeçmez. • Dünyada ne olup bittiğini anlayamadan belli kategorilere sokuluyoruz. Hatta öyle teşvik ediliyoruz ki o prangaları kendi ayaklarımıza kendimiz koyuyoruz ve onları çıkarmayı beceremiyoruz. • Geleneksel kurumlara yapılan her türlü atıf, insanların evrensel değerine değil bazı küçük oligarşik grup ve yapıların çıkarlarını sürdürme arzusundan kaynaklanır. Araplara baktığınızda bunu görmekte zorlanmazsınız. Ejder Turan Ejder Turan • Hocanın bahsettiği Film: Eşitlik Savaşçısı - Mimi Leder
Yorumlar
Yorum Gönder